Klor nedir?
Klor, kanda ve hücreler arasındaki sıvıda bol bulunan, eksi yüklü bir elektrolittir; laboratuvar raporlarında klorür adıyla da geçer. Vücuda büyük ölçüde sofra tuzuyla (sodyum klorür) girer, fazlası böbreklerle atılır. Sodyumla birlikte hareket ederek vücuttaki su miktarının ve kan basıncının dengelenmesine katkıda bulunur. Mide asidinin de temel bileşenlerinden biridir.
Klorun bir başka görevi, kanın asit-baz dengesini korumaktır. Bu işte bikarbonatla ters yönde çalışır: biri azaldığında diğeri çoğunlukla artar. Böbrekler de gerektiğinde klor atımını artırıp azaltarak bu dengeyi ince ayarlar. Bu yüzden klor sonucu tek başına pek bir şey söylemez; asıl anlamını yanındaki sodyum ve bikarbonat sonuçlarıyla kazanır.
Klor tahlili neden istenir?
Klor çoğunlukla tek başına değil, sodyum ve potasyumla birlikte elektrolit paneli içinde istenir. Uzun süren kusma ya da ishal, yetersiz sıvı alımı, halsizlik veya bilinç bulanıklığı gibi durumlarda vücudun su ve tuz dengesini değerlendirmek için bakılır. Böbrek hastalıklarında ve damardan sıvı tedavisi alan ya da idrar söktürücü kullanan kişilerde izlem amacıyla tekrarlanır. Kanın asit-baz dengesindeki bir bozukluğun türünü belirlemek için de kan gazı ve bikarbonatla birlikte yorumlanır.
Klor tahlili öncesi hazırlık
Klor ölçümü için aç kalmanız genellikle gerekmez. Son günlerde kusma, ishal ya da yoğun terleme yaşadıysanız, idrar söktürücü veya başka düzenli ilaçlar kullanıyorsanız bunları hekiminize söyleyin; bu durumlar sonucu doğrudan etkiler. Hastanede damar yolundan sıvı tedavisi alıyorsanız kan örneği genellikle sıvının verilmediği koldan alınır, çünkü bu sıvı örneğe karışırsa sonuç yanıltıcı olur.
Klor yüksekliği ne anlama gelir?
Klor yüksekliği (hiperkloremi) çoğunlukla vücudun su kaybettiği ya da kanın asitleştiği durumlarda görülür. Yetersiz sıvı alımı gibi nedenlerle vücut su kaybettiğinde klor, sodyumla birlikte yükselir. Uzun süren ishalde bağırsaktan bikarbonat kaybedilir; kan asitleşir ve klor bu açığı kapatmak üzere artar. Böbreklerin asidi atmakta zorlandığı böbrek yetmezliği ve bazı böbrek tübülü hastalıkları da benzer bir tablo oluşturur. Hastanede damardan büyük miktarda tuzlu sıvı (serum fizyolojik) verilmesi de bilinen nedenlerdendir. Hangi mekanizmanın söz konusu olduğunu, sodyum, bikarbonat ve böbrek testlerinize bakarak hekiminiz netleştirir.
Klor düşüklüğü ne anlama gelir?
Klor düşüklüğü (hipokloremi) en sık, mide asidinin kaybedildiği uzun süren kusmalarda ve mideden sondayla sıvı boşaltılan durumlarda görülür; bu kayıp kanı bazik yöne kaydırır (metabolik alkaloz). İdrar söktürücü ilaçlar, kalp yetmezliği ve vücutta fazla su tutulmasıyla giden durumlar da klorü sodyumla birlikte düşürebilir. Yoğun terlemeden sonra kaybedilen tuzun yerine konmaması da bir nedendir. Düşüklüğün kaynağını bulmak için hekiminiz diğer elektrolitlerinize ve gerekirse idrar testlerine de bakar.
Klor hakkında sık sorulan sorular
Ter testindeki klor ile kandaki klor aynı şey mi?
Hayır. Ter testinde klor, kolun terletilmesiyle toplanan ter örneğinde ölçülür ve kistik fibroz tanısında kullanılır; bu hastalıkta terdeki klor yüksek çıkar. Kandaki klor ise vücudun sıvı ve asit-baz dengesini gösterir. Kan klorunun normal çıkması kistik fibrozu dışlamaz; iki test farklı soruları yanıtlar.
Anyon açığı nedir, hesaplanması için klor neden gerekir?
Anyon açığı, sodyumdan klor ve bikarbonatın çıkarılmasıyla hesaplanan bir değerdir. Kanda asitlenme (asidoz) olduğunda, nedenin bikarbonat kaybı mı yoksa kanda fazladan asit birikmesi mi olduğunu ayırt etmeye yardım eder. Bu yüzden klor, özellikle acil ve yoğun bakım koşullarında bu hesaplamanın temel parçalarından biridir.
Hastanede verilen serum klor değerini etkiler mi?
Etkileyebilir. Serum fizyolojik denen tuzlu sıvı, kandakinden daha fazla klor içerir; büyük miktarlarda verildiğinde kandaki klor yükselir ve kan hafifçe asit tarafa kayabilir. Bu yüzden hastanede uzun süre damardan sıvı alanlarda elektrolitler düzenli izlenir ve verilecek sıvının türünü hekim sonuçlara göre ayarlar.